Yem & Katkı Dergisi - Sayı 7 - Mart/Nisan 2022

SAYI ODAK 30 YEM & KATKI DERGİSİ Mart-Nisan 2022 belirleyen etken ise, herhangi bir yasa veya düzenlemeden ziyade kamuoyunun baskısı oldu. Ortalama bir ABD vatandaşının çiftlik hayvanları veya bitki yetiştirme konusundaki bilgi düzeyini uzun uzadıya tartışmak mümkün; ancak Amerikalı tüketicilerin gıda ve gıda üretiminin kendilerinin ve ailelerinin sağlığı, gezegenin refahı ve hayvan refahı üzerindeki etkisine ilişkin farkındalığı giderek artıyor. Daha da önemlisi, bu, yemekle ilgili beklentilerinin restoran düzeyinde yerine getirilmesini sağlayabilir. FİTONSİTLER, ÇİFTÇİLER VE DAHA AZ KÖTÜLÜK Antibiyotik büyüme destekleyicileri (AGP'ler) yasaklandığında, alternatifler hakkında çok sayıda soru gündeme geldi. Piyasa tarafından alternatif olarak probiyotikler, prebiyotikler, enzimler, orta zincirli yağ asitleri, uçucu yağlar ve fitobiyotikler dahil olmak üzere çeşitli çözümler ve bunların bileşimleri (eubiyotikler) sunuldu. Bu maddelerin bir kısmı hayvan beslemesinde de başarıyla kullanılabilir. Fitobiyotik kaynağı olan şifalı otlar, çağlardan beri biliniyor ve tıbbi özellikleri hem tıpta hem de veterinerlik biliminde bugüne kadar kabul gördü. Fitonsitler, kormofitler tarafından üretilen ve salgılanan ikincil metabolitlerdir. Antibakteriyel, antiviral ve antifungal özelliklere sahiptirler. Fitonsitler, 1928–1930'da Rus bilim adamları Nilov, Tokin, Filatov ve Toropcev tarafından keşfedildi. Bu bilim adamları, hem evcil hayvan hem de vahşi hayvanlar tarafından tercih edilen çayırlarda, meralarda ve çorak arazilerde bulunan mera ve kaba bitkilerle ilgilendiler. Ancak otların, ot karışımlarının ve hatta ot özlerinin tek başına kullanımı günümüzde yetersiz kalmaktadır. Günümüzde çiftçiler, yakın zamana kadar antibiyotik büyüme destekleyicileri ve antimikrobiyallerin kullanımını haklı çıkaran çok fazla sorunla yüzleşmek zorunda kalıyor. Söz konusu sorunlar arasında şunlar var: • Besi amaçlı hayvanların kalitesi (ebeveyn sürüleri/ sürüler, düşük bağışıklık); • Biyogüvenlik (örneğin zararlılar), hayvan refahı ve hijyen; • Hayvancılık yoğunluğu (yoğun çiftçilik, kısaltılmış temizlik aralıkları, yıl içinde çok sayıda döngü); • Uygun profilaksi olmaması (aşılayıcılar, prebiyotikler, probiyotikler, antibiyotik alternatifleri); • Bir çiftlikte sınırlı sayıda veteriner kontrolü yapılması nedeniyle geç tanı; “Her zaman daha fazla” felsefesi, “her zaman yeterli” felsefesi ile değiştirilmeli. Bu ilkeyi bugün uygulamak, yarın uygulamak zorunda kalmaktan daha iyidir. Yem endüstrisi bu dip noktasının ötesine geçmelidir.

RkJQdWJsaXNoZXIy MTUxNjkxNQ==