Yem & Katkı Dergisi - Sayı 7 - Mart/Nisan 2022

SAYI ODAK YEM & KATKI DERGİSİ Mart-Nisan 2022 31 • Yeterli bir analiz numunesi (numune alma zamanı ve şekli, numune boyutu ve türü, numunenin taşınması); • Yanlış tanı, antibiyogram, doz/tedavi süresi, son kullanma tarihi geçmiş ilaç, günlük gözlem yapılmamasından kaynaklanan yetersiz tedavi; • Belirli hastalıkların izlenmesi (örn. mikotoksinler); • Yanlış dengelenmiş besleme; • Bilgi eksikliği ve farkındalığın düşük olması. Bu sorunlardan bazıları bugün hâlâ birçok çiftlikte görülmektedir. Ayrıca, Salmonella ve Campylobacter ve periyodik olarak da kuş gribi sorunu var. Bir virüs hakkında pek bir şey yapılmadığı sürece endüstriyel hayvancılığın sorunları çözülebilir, ancak metafilaksi bir çözüm olamaz. En az yirmi yıl içinde, etkili, yeni keşfedilmiş/geliştirilmiş, antimikrobiyal özelliklere sahip, katı pazarlama kriterlerini karşılayan etkin maddelerin sayısının bir elin parmaklarını geçmediği gerçeği göz önüne alındığında, bunlar hayvan tedavisi için uygun olmayacaklardır. 28 Ocak 2022'de veteriner ilaçları ile ilgili 6/2019 Sayılı ve tıbbi yemlerle ilgili 4/2019 Sayılı Önergeler yürürlüğe girecek. Antibiyotikler hayvanlarda sadece bir veteriner hekim tarafından reçete edildiğinde kullanılabilir olacak ve sayıları sınırlı olacaktır. Hayvan tedavisi için şu anda kullanılmakta olan maddelerden bazıları, yalnızca reçeteyle satılan ilaçlar içinde bile olmayacak. Hayvan hastalığı riski yüksek olsa bile, metafilaktik ve profilaktik antibiyotik kullanımı önemli ölçüde kısıtlanacak. Sadece bir sınıf antimikrobiyal ajan içeren tıbbi yemlerin satın alınması, ancak veteriner hekim tarafından reçete edildiğinde mümkün olacak ve kullanım süreleri iki hafta ile sınırlandırılacak. Bu kemoterapötiklerin uygulaması (sadece satışları değil) tüm çiftlik hayvanı türlerinde ülke düzeyinde izlenecek (türlerin çoğu için tam kontrol 2024 yılına kadar uygulanacak). AB dışından gelen hayvansal ürünler de aynı kısıtlamalara tabi olacak. 2030 yılına kadar evcil hayvanların veteriner ilaçları bile tam olarak denetlenecek ve bu süre kesin bir zaman sınırı olacak. “Önlemek, tedavi etmekten daha iyidir” ilkesini dikkate alarak, ateş altındayken geri çekilmek yerine emri/yasağı önceden tahmin edip rakiplere karşı avantaja dönüştürmek daha iyi değil mi? Yarın rekabette geriye düşmemek için bugünden çalışmaya başlamak ve yeni standartları uygulamak daha iyi değil mi? Bugün hâlâ bir seçim yapabiliriz. VETERİNER HEKİMLER VE ÇİFTÇİLER İÇİN ARAÇLAR Antimikrobiyal ajanların kullanımındaki sınırlamalar, etkinliklerini korumak için gerekli. Hayvan yetiştiriciliğine sürdürülebilir yaklaşım, bugün her zamankinden daha değerlidir. Bu yaklaşım; veterinerlik, zootekni, biyoloji, botanik, kimya, farmakokinetik ve farmakodinamik gibi çeşitli bilim alanlarından gelen bilgileri birleştirmektedir. Uygun bitki seçimi, çok disiplinli bilgi ve deneyim gerektiren bir iştir. Bu iş, seçilen maddelerin sinerjistik etkisinin ve uyumsuzluklarının değerlendirilmesini içerir. Ayrıca, hayvan organizması üzerindeki etkisinin şekli ve küresel etkinin yanı sıra sağlıktan ve patojenik maddelere karşı dirençten sorumlu seçilmiş genlerin tanımı da nihai olarak araştırılmalıdır. Kromatografik, nanoteknolojik ve moleküler yöntemlerin dahil edilmesi, fitonsitler hakkındaki bilgilerin endüstriyel hayvansal üretim koşullarına göre kullanılmasına ve ayarlanmasına yardımcı oldu. Besinlerin sindirimi ve emilimi için çok önemli olan sindirim sistemi, bağırsak mikrobiyotası ve (günümüzde oldukça popüler bir slogan olan) bağırsak bütünlüğü üzerindeki etkileri, fitonsitlerin sahip olduğu avantajlardır. Seçilen maddelerin sinerjistik etkilerinden yararlanmak ve bunları metallerle kompleksleştirmek (oligodinamik etki), fitobiyotik ürünlerin formüle edilmesi sürecini yeni bir düzeye taşımıştır. Aktif maddelerin açıklanan içeriği, öngörülebilirlik ve ürünü gerektiği gibi tam olarak kullanma olasılığı anlamına gelir. Bu durum, fitonsitlerin etki mekanizmalarını daha iyi anlamak ve şeffaflık ilkesine uygun olarak hayvan yetiştiricilerinin ihtiyaçlarına uygun çözümler üretmek için bağımsız akademik merkezler ve enstitülerle işbirliği yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Hayvansal üretimin kârlılığını istikrarlı bir seviyede tutmak ve aynı zamanda gıda güvenliğini artırmak ve kalitesini iyileştirmek mümkün olsaydı ne olurdu? Peki ya hayvanların refahını, bağışıklığını ve sağlığını iyileştirmek ve aynı zamanda sera gazı emisyonunu azaltmak ve elde edilen ürünlerin raf ömrünü artır-

RkJQdWJsaXNoZXIy MTUxNjkxNQ==