ÖZEL DOSYA 52 YEM & KATKI DERGİSİ Temmuz-Ağustos 2022 besinler hem insan hem de hayvan beslenmesinde önemli rol oynamaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarla, alglerin içeriğindeki fikosiyanin ve polisakkarit gibi özel yapıları ilgi çekmektedir. Büyüme ve bağışıklık etkilerinin yanında, hayvancılık alanında et, süt ve yumurta gibi hayvansal ürünlerde verimi arttırıcı özelliklere de sahip olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, hayvanlarda yemden yararlanma ve fertilitenin iyileştirilmesinde kullanılabilirliği de çalışmalarla ortaya konmuştur. Endüstriyel algler omega-3 yağ asiti olan DHA’nın ana kaynağıdır. Canlı organizmalar (insanlar, hayvanlar, vb) vücutlarında bu yağ asitlerini sentezleyemezler ve diyet ile alınmaları gerekmektedir. DHA, beyin ve retina gelişimi için gerekli olan en önemli yağ asididir, özellikle gelişmenin erken dönemlerinde bu yağ asidine olan ihtiyaç oldukça yüksektir. ALGLERİN SÜRDÜRÜLEBİLİR HAYVANSAL ÜRETİME VE ÇEVREYE KATKISI Algler, gıda zincirinin en önemli üreticilerindendir. Uygun şartlarda ağırlıklarını bir günde 2-3 katına çıkarabilmeleri, üretimlerinin kolay ve ekonomik olması, yan etkilerinin bulunmaması gibi nedenlerle alglerin gelecekte besin ihtiyacının karşılanmasında önemli bir kaynak olması mümkün görünmektedir. Bölünerek çoğalmaları nedeniyle çok hızlı biyokütle artışı gösteren alglerden yağ ve yağ asitleri, protein, karbonhidrat (şekerler), pigment, mineral, vitamin, sterol, antioksidan ve biyoaktif polifenoller gibi metabolitler üretilebilmektedir. Dünyadaki balık unu ve balık yağının ¾’ü, açık denizlerden avcılık yoluyla elde edilen pelajik türlerden (hamsi, sardalya, mackerel herring, vb) üretilmektedir. Doğal stokların sürdürülebilirliğini sağlamak için ilgili ülkelerin hükümetleri tarafından sezonluk kota belirleme, kontrollü avcılık gibi dikkatli balıkçılık yönetimi uygulanmaktadır. Fakat bu uygulamalar yetersiz kalmakta ve kaynaklar hızla tükenmektedir. 1 ton mikroalg, 40 ton yaban deniz balığına eş değerdir. Ruminantlar, diğer çiftlik hayvanlarının ve insanların kısmen sindirebildiği veya hiç sindiremediği selülozu ve protein olmayan nitrojenli bileşikleri (PON) değerlendirebildikleri için besin zincirinde oldukça önemli rol oynarlar. Ancak ruminantların bazı dezavantajları da vardır. Bu hayvanlarda ruminal sindirimin doğal bir sonucu olarak oluşan ve sera gazı olan metan hem ekonomik hem de ekolojik bir sorundur. Son çalışmalarda algler ile beslenen ineklerin gaz salınımının %70 oranda azaldığı görülmektedir. DÜNYADA MİKROALG ÜRETİMİ Mikroalgler en çok uzak doğuda gübre olarak uygulama alanı bulmuştur ve bu, bilinen en eski kullanım sahasıdır. Fransa, İrlanda, İngiltere gibi kıyıları geniş ülkelerde 12. yüzyılda bu tip uygulamalar olmuştur. Son yıllarda Amerika, mikroalg üretimi üzerine yapışan çalışmalara öncülük etmektedir. Ülkelerin 2009 yılı mikroalg üretim paylarına göre % 47 ile Amerika Birleşik Devletleri sektörde önderdir. ABD’nin ürettiği mikroalglerin büyük kısmını ilaç ve kozmetik sanayinde değerlendirmektedir. Çin % 21’lik alg üretimiyle ikinci sırada yer alıp, ürettiği mikroalglerin tamamını gıda endüstrisinde değerlendirmektedir. Avustralya ve Yeni Zelanda % 14 ile Çin’i takip etmektedir. Yeni Zelanda ise mikroalg tabanlı biyofuel elde etme konusunda, mikroalgleri en verimli kullanan ülke olmaktadır. Bu ülkeleri % 10’la Avrupa Birliği ülkeleri, % 6 ile Arjantin, % 2 ile Brezilya izlemektedir. Algler içerdikleri değerli yağ asitleri ve antioksidan bileşikler sayesinde bugün için yem katkı mad-
RkJQdWJsaXNoZXIy MTUxNjkxNQ==